İkinci Takas Pazarı Takas Pazarı Şimdilik Bitti

İlginç diyaloglar ve şaşkınlıklarla başlayan takas pazarı yeni tanışıklıklarla bitti.

İlginç diyaloglar ve şaşkınlıklarla başlayan takas pazarı yeni tanışıklıklarla bitti. Ve ilk anladığımız şey bronzlaşmak için sahile falan gitmeye gerek yokmuş. Üç günlük takas pazarı da bronzlaşmaya yarıyormuş meğer.

İlk günü gerek Alsancak'ın çok yoğun olmaması gerekse tezgah kurma acemiliğimizden biraz durgun geçse de ikinci gün takas pazarı anlamını buldu. Her yaştan insan bir çok eşyayı takas etmek için takas pazarına uğradı. Özellikle çocukların ilgisi dikkat çekiciydi. Takasın eğlenceli yönünü ilk önce onların keşfetmiş olması çok anlamlı. Bu arada çocuklarla pazarlık yapmak da oldukça zor.

Devam

Anti-Nükleer Mücadelede Bir İzmir Sayfası

"Mersin'de Patlayan Bir Nükleer Santral İzmir'de Açılan İki Toplu Mezardır

Bir Gün İçinde İki Anti-Nükleer Eylem


26 Nisan günü erken uyandık. Çünkü anti-nükleerciler için yoğun bir gün olacak. Balonlarımızı şişirdik, pankartlarımızı hazırladık, gaz maskelerimizi taktık ve Çernobil'in yıldönümü için NKP'nin düzenlediği basın açıklamasına katılmak amacıyla Cumhuriyet meydanının yolunu tuttuk. Vardığımızda kimsecikler yoktu. Çernobil Kurbanları resim sergimizi kurmak için yeterince zamanımız oldu. Hatta gaz maskesiyle gül koklama denemeleri bile yaptık. Basın açıklamasına katılım azdı ama nedense basının ilgisi oldukça iyiydi.
Basın açıklamasının okunmasının ardından sloganlarımız ve "Santral Patladı!" canlandırmamız oldukça ilgi çekti. Ve elbette ki TOPLU MEZAR! SÖYLEMİŞTİK! MERSİN'DE PATLAYAN BİR NÜKLEER SANTRAL İZMİR'DE AÇILAN BİR TOPLU MEZARDIR! Ve bu toplu mezar öğlen Cumhuriyet meydanında ama akşam üstü de Alsancak'ta açılır. Çünkü Alsancaklılar Nükleerden Koşarak Kaçamayacaklarını anlamamlılar.

Devam

Bir Düğün- Binlerce Cenaze

Yalnızca bir düğünde takılan altınlar acaba kaç bin canlının ölümüne neden oluyor?

Alsancak'ın tam orta yerinde 11 Nisan Cuma günü şaşaalı, bol altınlı ama daha çok cenazeli bir düğün yapıldı.

Altının bir nesne olarak şov malzemesine dönüştüğü yegâne alan düğünlerdir. Biz de tam bu yüzden bir düğünü canlandırmayı tercih ettik. Fakat gelin ve damadımız biraz farklılardı. Evet düğünde altına boğuldular ama altının hayrını göremeden yaşadıkları topraklarda altın arandığı için yıllar önce göçüp gitmişlerdi bu dünyadan. Damadımız Uşak/İnay Köyünden, gelinimiz ise Bergamalıydı.

Düğünde altın tepelerinden yağmur olup aktı. Gel gör ki onlar bunun farkında bile değillerdi. Nitekim siyanürden ölenler altından da bi bok anlayamaz durumdaydılar.

Devam

Biz “Altına Hayır!” mitingi sanmıştık!

5 Nisan’da Çanakkale’deydik. “Altına Hayır!” demek ve şirketlere bu topraklarda altın çıkarttırmayacağımızı haykırmak için İzmir’den yola düştük. Mitingin duyurusu aylar öncesinden, “Ülkenin en büyük çevre mitingini yapacağız.” gibi iddialı bir söylemle yapılmıştı.

İnandık biz de. Ama Çanakkale’de miting alanında gördüğümüz şey “Bir Altına Hayır! mitingi nasıl olmaz?” dersiydi.

Devam

UYUYAMIYORUZ!!!

MERAK EDİYORUZ!!!

Akademinin Altın ve Siyanür Aşkı Nereden Geliyor?

26 Mart 2008 Çarşamba günü Dokuz Eylül Üniversitesi Madencilik Ve Siyanür Ltd. Şti Toplantı salonunda Kariyer Günleri adlı bir köle pazarı kuruldu. Ve bu köle pazarı yeni bir aşkın doğuşuna sahne oldu. Akademi-Siyanürcü Altın Lobisi aşkı, akademisyen görünümlü, iki külçe altına topraklarını bile satabilecek paragözlere Kariyer Günlerinde iki adet kürsüyü siyanürcü katil şirketlere tahsis ettirdi. Yoksa bu aşkın meyvesi Efemçukuru’na açılacak olan nur topu gibi iki adet ALTIN MADENİ Mİ OLACAK? Bu iki şirket (Tüprag Metal Madencilik A.Ş.nin ve Koza Altın  İşletmeleri A.Ş.) açılan köle pazarından madenlerinde çalışacak mühendis köleler devşirmeye Üniversite A.Ş.’ye davet edildiler.

Bundan akademinin ne gibi bir çıkar elde edeceği sorusu uykularımızı kaçırıyor!!! Dokuz Eylül Üniversitesi CEO-Rektörü(m) ve dekanı Altın madeninden, şirketlerden, siyanürlü ölümlerden nasıl bir pay size düşüyor? Uyuyamıyoruz!!!!! Uyumak İstiyoruz!!!

Miktarı açıklayın bize!!!! İçimiz rahat etsin!!! Sonra da hepiniz bu dünyadan defolun! Akademinizle, şirketinizle ve kölelerinizle! Madenlerinizle topraklarımızı, akademisyen ağızlarınızla beynimizi  size zehirlettirmeyeceğiz.!!!

Miktarı merak edenler ya da bir üniversitenin neden siyanürcülerle flört ettiğini bizzat kendilerine sormak isteyenler (ki bizce sorun) aşağıdaki mail adreslerine ulaşabilirler:

muhendislik@deu.edu.tr   (Mühendislik Fakültesi)

rektorum@deu.edu.tr  (Rektör(üm)müş kendileri)

press@deu.edu.tr  (DEU-Basın Halkla İlişkiler Müdürlüğü)

İzmir Sosyal Ekolojiyle Tanışıyor!

Altın Kapitalizmdir; Hem Suyu Hem Ruhu Kirletir!

Bugün farklı bir gün yaşandı. İzmir ilk kez SU konulu bir mitinge ev sahipliği yaptı. İzmir Sosyal Ekoloji ve Karşılıklı Yardımlaşma Derneği olarak Katil iktidarların ve ortakları şirketlerin su üstüne yaptıkları hesapları bozmak, Kaz Dağları’nda ve İzmir-Menderes’te siyanürcü katillerin altın arama çalışmalarını engellemek amacıyla Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen eylemdeydik.

Gerek sloganlarımız, kara-yeşil bayrak ve keplerimizle gerek neşeli kararlılığımızla siyanürcü katillere yaşadığımız topraklarda altın aramalarına izin vermeyeceğimizi ve sularımızı elimizden alamayacaklarını haykırdık.

“Dostlar alışverişte görsün.” katılımcılarının ağırlıkta olduğu ve katılımız düşük olduğu eylemde İnay köylülerinin duyarlı katılımı oldukça güzeldi.

Sık sık “Siyanürcü Devlet Yıkıl Karşımdan!”, “Devletin Gözünü Altın Bürümüş!”, “Siyanüre İnat Yaşasın Hayat!”, “Su Yoksa Rakı Yok, Ne Olacak Halimiz?”, “Altın Hem Suyu Hem Ruhu Kirletir!” sloganlarıyla sürdürdüğümüz eylem oyunlarla ve yeni tanışmalarla son buldu.

Eylem fotoğrafları ve bildirimizi görmek için….

Devam

Sosyal ekoloji mücadelesinde bir adım daha! İzmir Sosyal Ekoloji ve Karşılıklı Yardımlaşma Derneği açıldı.

Bu adım, nükleerci iktidarlar 2006’da Sinop’a nükleer santral dikme planlarını açıkladıklarında, yaşadığımız topraklardan “Yaşasın Hayat!” diyerek bir araya gelen bir grup anti-nükleercinin beraberliğinin bugüne uzanan bir sonucu olarak atıldı.
İki yıldır İzmir’de Çayır Çimen Sosyal Ekoloji Kulübü adıyla gerek nükleere gerek küresel ısınmaya karşı kimi etkinliklerde bulunduk. Düzenlediğimiz takas pazarı ve şarap yapım atölyeleriyle kapitalizmin öldüren endüstrisi yerine karşılıklı yardımlaşmayı esas alan bir hayatı örmek için adımlar attık. Bu adımları çoğaltmak ve kapitalizmin hazırladığı “Ekolojik kriz/Küresel yok oluş”a engel olmak için buradayız. İktidarların doğaya yaptığı her müdahalenin yeryüzü için ölüm olduğunu biliyor ve “Yaşasın Hayat!” diyerek safımızı hayattan yana tutuyoruz.

Devam

ALAKASIZLAR ve ÇAYIR-ÇİMEN olarak Rock-A’daydık

Yorgunluk ve uykusuzluk ama en çok ta ortaya güzel bir festival çıkarmış olmanın mutluluğuyla Rock-A'yı bitirdik.

Oldukça acemiydik ama bu acemiliğin verdiği samimiyet elbetteki hiçbirşeye değişilmez.

Alakasızlar ve Çayır-Çimen olarak Rock-A'nın gerek mutfağında gerekse Atölyeler alanında bulunmak mutluluk vericiydi.

Kendi atölyelerimizi planlarken öngördüğümüz bazı şeylerin gerçekleştiğini görmek bizi oldukça sevindirdi. Çünkü Rock-A için atölye adı altında yalnızca bildiri dağıtmak yada iki-üç pankart asmanın kuru ve renksiz olacağını düşünerek pratiğe dönük etkinliklerle Rock-A ya gelmiştik.

Devam

Takas Pazarı ...

7 Mayıs’ta Ege Üniversitesi kampüsü mediko binası karşısında başlattığımız Takas Pazarı 11 Mayıs Cuma günü kepenklerini kapattı. Beş gün boyunca ilginç karşılaşmalar ve şaşırmalar yaşadık.

Sohbetlerimiz genelde “Bu kaç para?” sorusuyla başlayıp “Bende de bir sürü eşya var, yarın getireyim.” diye devam etti. Öyle de oldu. Daha ikinci günde başlangıçta pazarda yer alan eşyaların çoğu değişmiş durumdaydı.

Tüketimin değil ihtiyaca dayalı takas ilişkisi sohbetlerimizin ana konusuydu ve takas pazarı bu konuda birçok ezberin bozulmasını sağladı...

Devam

Küremiz Isınıyor Cehehnneme Hazır mısınız ?!

Çayır-Çimen Sosyal Ekoloji Kulübü olarak 26 Şubat-1 Mart 2007 tarihleri arasında küresel ısınmayla ilgili bir dizi etkinlikle dört gün boyunca Ege Üniversitesi kampüsünün çeşitli noktalarındaydık.

Küresel ısınma bu ya! Havalar öyle ‘güzel’di ki! Lakin havaların bu kadar güzel olması gerçekten güzel miydi? İşte bunu sormak ve tartışmak için bildirilerimiz, akıllara gıcıklık veren anketlerimiz, pankartlarımız, kara-yeşil bayrak ve flamalarımız ve tabi ki bisikletlerimiz ve onları süsleyen dövizlerimizle oradaydık.

Devam

Alakasız bir hava saldırısı!!!

11 Ocak 2007 Cuma günü İzmir Ege Üniversitesi'nde öğle vakitlerinde gökyüzü birdenbire rengarenk uçaklarla doldu. Alakasız bir hava saldırısı!!!

Bomba değil bir hayali taşıyan rengarenk uçaklar gökyüzündeydi.

İlk hava saldırısının yeterli olmadığını düşündüğümüz için ertesi gün de semalardaydık. Ama bu sefer uçaklar uçarken bir de çatı konserimiz vardı. Gürültüsüz uçak olmaz zaten. Gürültüyü de kendimiz yarattık. Alakasız hava saldırılarının devam edeceğini söylemeliyiz. Bir gün gelip de gerçek uçaklar bomba taşımayıncaya kadar.

Devam

Nisan - Mayıs 2006 Anti-Nükleer Etkinliği

İktidarın ve gözü daha fazla enerji hırsıyla dönmüş şirketlerin isteği üzere Sinop’ta kurulması kararı alınan ilk nükleer santralin inşasına karşı biz de İzmir’den ‘Hayır!’ dedik. Kurduğumuz stand, pankartlarımız ve kağıtlarda-tişörtlerde sözlerimizle iki hafta süresince Ege Üniversitesi kampüsündeydik. Etkinliğe bir şenlikle son verdik. Şenliğimizde Dembedem ve Avaz-ı Alev dinletileriyle bize zifiri karanlıkta güzel bir gece yaşattılar. Bu ilk beraberlikti ve Çayır-Çimen böyle doğdu.

Neler olup bitiğinden haberdar olmak için mail adresinizi buraya kaydedebilirsiniz