Bir Düğün- Binlerce Cenaze

Yalnızca bir düğünde takılan altınlar acaba kaç bin canlının ölümüne neden oluyor?

Alsancak'ın tam orta yerinde 11 Nisan Cuma günü şaşaalı, bol altınlı ama daha çok cenazeli bir düğün yapıldı.

Altının bir nesne olarak şov malzemesine dönüştüğü yegâne alan düğünlerdir. Biz de tam bu yüzden bir düğünü canlandırmayı tercih ettik. Fakat gelin ve damadımız biraz farklılardı. Evet düğünde altına boğuldular ama altının hayrını göremeden yaşadıkları topraklarda altın arandığı için yıllar önce göçüp gitmişlerdi bu dünyadan. Damadımız Uşak/İnay Köyünden, gelinimiz ise Bergamalıydı.

Düğünde altın tepelerinden yağmur olup aktı. Gel gör ki onlar bunun farkında bile değillerdi. Nitekim siyanürden ölenler altından da bi bok anlayamaz durumdaydılar.

Düğün elbette ki piyanist şantörlü, yapmacık gülücüklü, bol oyunlu geçti. İlgi oldukça büyüktü. Hazırlanan el ilanlarının bu kadar çabuk bittiği başka bir etkinlik daha hatırlamıyoruz. Özellikle ilgi çeken ve çarpıcı olan kısım ise tam gaz oynarken birdenbire piste yığılıveren ölülerin " Ne Altın Ne Devlet Aşk Aşk Hürriyet! ", " Siyanüre İnat Yaşasın Hayat! ", " Altına Hayır Lan! " sloganlarıyla diriliş sahneleriydi.

Gerçek altınlı gerçek düğünler ve bu altınları aramak için hayatı yok eden şirketler oldukça bizim de bu düğünlerimiz devam edecek. Asıl oyun havalarını da bütün madenleri kapatıp şirketleri topraklarımızdan gönderdiğimizde çalıp bütün neşemizle yıkılan iktidarların şerefine göbek atacağız.

Bir düğünü yazıyla anlatmak pek doğru değil. O yüzden sizi fotoğraflarıyla baş başa bırakıyoruz.

(Fotoğrafların tamamını ve video görüntülerini tabi ki yükleyemedik. Fotoğrafların geri kalanını ve video görüntülerini görmek isteyen arkadaşları bekleriz.)

Adres: İzmir Sosyal Ekoloji ve Karşılıklı Yardımlaşma Derneği Kıbrıs Şehitleri Caddesi Muzaffer İzgü Sokağı Du Fiesta Cafe karşısı 1. Kat

Tel : 0232 464 50 41

Düğün'ün Fotoğraflı Hikayesi

Altın Kapitalizmdir;Hem Suyu Hem Ruhu Zehirler

Doğanın, ayrım yapmaksızın tüm canlı türlerine sunduğu güzel her şeye tek başına sahip olmayı arzulayan ve kendisini doğanın efendisi sanan gaspçı-kapitalist zihniyet yine sahnede.Gözlerini altın ve kar hırsı bürümüş olan şirketler topraklarımızı ve suyumuzu kirletmek için yarışmaya başladılar bile.

Bu, şirketlerin yaşadığımız topraklara ilk seferi değil tabi ki. Yıllar önce yanı başımızdaki Bergama'ya gelmişler ve hiç de 'hoş gelmemişler!'di. Çünkü altlarında toprağı ve bitki örtüsünü yok eden dozerleri, siyanür yüklü tankları, ceplerinde yeşil yeşil dolarları, ağızlarında "İş veriyoruz, ekmek kapısı oluyoruz!" yalanları ve aba altından sopalarıyla gelmişlerdi. Ve çok geçmeden anlaşıldı ki, bu iş öldürüyor, dolar, onunla alacağın ekmek siyanürlü olunca hiçbir boka yaramıyordu. Bergama o günden beridir ki artık geri dönülemez bir kirliliğin içine düşmüş durumda.

Tüm bunlardan sonra gemi iyice azıya alan şirketler ve elini kandan çıkaramayan iktidarlar yeniden topraklarımıza göz dikmiş durumdalar.

Bergama'da, Uşak'ta, Kazdağları'nda ve şimdi de İzmir/Menderes'te altın çıkarmak isteyen türlü türlü kan emici şirket gözleri dönmüşçesine altın arıyorlar.

Dünyanın gittikleri hiçbir yerinden hayatı yok etmeden ayrılmayan bu küresel gaspçılar şimdi de buradaki hayatı yok etmeye hazırlanıyorlar.

Altın bulmak için kazdıkları topraklar bu bölgede yaşayan yüz binlerce insanın su ihtiyacının giderildiği topraklardır. Yani yarın içecek suyu kalmayan insanlara, alay eder gibi altın pazarlayacaklar.

Altın, bugün kapitalist sistemin devamını sağlayan en önemli maddelerden biri. Yani bu dünyayı harabe bir savaş alanı haline getiren iktidarlar ve ortakları, korkunç ve utanç verici bir adaletsizliği insan dâhil tüm canlı türlerine dayatırken hala altına sırtlarını dayıyorlar. Onlar altın çıkardıkları için Afrika'da binlerce kardeşimiz susuzluktan ölüyor. Ve topraklarımızda engellemediğimiz her altın arama girişimi bizi de bu adaletsizliğin sorumlusu haline getiriyor. Dahası eğer engellemezsek, sudan yana adaletsizliğin sillesini yiyen milyonlarca insanın arasına katılmamız için tüm pis kokulu anlaşmalar yapılmış durumda.

Onlar çıkardıkları her gram altınla kasalarını biraz daha doldururken biz ve çocuklarımız susuzluk ve yoksulluk içinde ölüp gideceğiz. Dünya üzerindeki adaletsizliğin yaratıcıları olan şirketlerin ve iktidarların hesaplayıp yaptıkları anlaşma budur. Ama topraklarımızı, suyumuzu ve bu topraklarda yaşayan onca canlı türünü gözden çıkaran şirketlerin hesaba katmadıkları bir şey var. Adalet talep eden sesler artık İSYAN! tonunda haykırıyor.

NE TOPRAKLARIMIZI NE DE HAYATLARIMIZI GASP EDEMEYECEKSİNİZ!

ALTINA İNAT YAŞASIN HAYAT!

İzmir Sosyal Ekoloji ve

Karşılıklı Yardımlaşma Derneği

sosyalekoloji@cayircimen.org

Neler olup bitiğinden haberdar olmak için mail adresinizi buraya kaydedebilirsiniz