Biz “Altına Hayır!” mitingi sanmıştık!
5 Nisan’da Çanakkale’deydik.
“Altına Hayır!” demek ve şirketlere bu topraklarda altın çıkarttırmayacağımızı
haykırmak için İzmir’den yola düştük. Mitingin duyurusu aylar öncesinden,
“Ülkenin en büyük çevre mitingini yapacağız.” gibi iddialı bir söylemle
yapılmıştı.
İnandık biz de. Ama Çanakkale’de miting alanında
gördüğümüz şey “Bir Altına Hayır!
mitingi nasıl olmaz?” dersiydi.
Altına değil de AKP’ye hayır
diyen ve durmadan “Biz kaç kişiydik yahu?” diye sorup duran bir güruh
tarafından doldurulmuş bir meydan çıktı karşımıza. Altına mı, AKP’ye mi yoksa
kaç kişi olduklarını bilmeyen herkese mi hayır diyen ulusalcı ayin topluluğunun
içinde arada bir görünen “Altına Hayır!” konulu pankart ve dövizler de meydana
renk katıyordu doğrusu.Miting sahnesinden sık sık maden
rantını AKP’ye kaptırmayacağını bağırıp duranlar maden şirketinin -yerli değil
de- yabancı olmasından çok rahatsız olduklarını da sürekli vurguladılar.
Sosyal
Ekolojistler olarak alana girdiğimizde yaşadığımız şaşkınlığı
üstümüzden atmamız çok da uzun sürmedi. İçimizde kabaran sabotaj ruhuyla
başladığımız bağırtı, slogan ve oyunlarımız sonrasında ve yağmurun da
yardımıyla etrafımız gittikçe açılmaya başladı. Ama baktık ki yanı başımızda
yeni arkadaşlar var. Balıkesir’den ve Çanakkale’den arkadaşların katılımı bizi
mutlu etti.
Çanakkaleli arkadaşların çay içme
davetiyle miting alanını terk ettik.Dönüş yolunda Egeçepliler’le
eylem üstüne, kendi yerelimizdeki maden saldırısı ve nükleer santrallere karşı
neler yapabileceğimiz üzerine güzel bir sohbetimiz oldu.Bir ekoloji eyleminin nasıl
mahvedilip içinin nasıl boşaltılabileceği dersi aslında bizim için oldukça iyi
bir tecrübeydi. Bir kez daha bu mücadelenin kimler tarafından yürütüleceği ve
sahipleneceği anlaşıldı. İyi de oldu.
Yeni ve gerçek karşı çıkışlarda buluşmak dileğiyle.
|